Kayıtlar

Temmuz, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Nil Karaibrahimgil'in Hayatıma Dokunuşu

Çocukluğumun en özel isimlerinden biri olan Nil Karaibrahimgil'den bahsetmek istiyorum sizlere. Şarkılarını duyduğumuzda ablamla hemen dans edip, ona eşlik etmeye başlardık. Yeri gelir ''bütün kızlar toplandık'' dedik, yeri geldi ''sana kek yaptım'' dedik, yeri geldi ''sensiz nasılım bak bana/ gel de bir çorba yap bana'' dedik. Onunla beraber bizde büyüdük. Yıllar geçti, insanlar değişti. Yeni isimler ortaya çıktı, yeni şarkılar... Şimdi dönüp bakıyorum da, Nil Karaibrahimgil yazdığı her şarkıda, giydiği her kıyafette Nil olarak kalmayı başarmış. Bu hayatta kendin gibi kalabilmek zordur, bilirim. Nil Karaibrahimgil bunu başarabilen özel insanlardan! Yıllar sonra onu hatırlamama vesile olan kişi ise: Çok sevdiğim, Felsefe Dersi'ni sevdiren, bana farklı bir bakış açısı yaratan: Esra Hocam. Bir gün dersimizde ''Ben Nil Karaibrahimgil nasıl bir insandır bilemem ama; felsefeyi bildiğinden eminim.'' dedi. Sonr...

HARİKULADE

( 03.04.2017)   Ağlıyordum, için için… Dertler başıma üşüşmüştü. Solgundum… Nasıl çıkacaktım bu işin içinden, nasıl kurtulacaktım? Karanlıktı. Eski küçük bir masanın üzerine oturmuş bir el arıyordum. Beni bu çukurdan kurtarsın diye. Hatta sevdiğim insanları hayal ediyordum. ‘’Gelecekler Dilayda, biri olmazsa diğeri.’’ Ama gelmiyorlardı işte. Onlara en çok ihtiyacım olduğu zamandı ama kimse yoktu. Sonra birden karanlık aydınlandı. ‘’Dilayda niye ağlıyorsun?’’ dedi. Başıma gelenleri bir çırpıda anlattım. Sevgi dolu yüreğiyle saçımı okşadı. Birden yüreğimin saf sevgiyle dolduğunu hissettim. Hala gözümden yaşlar akıyordu, başım önüme eğikti. Merhamet dolu, kadife sesiyle benimle konuşmaya çalışıyordu ama ben ağlamakla meşguldüm. Kafamı o çukurdan kaldırmıştım ki ‘’Çaresi olmayan şeyler için ağlanır.’’ dedi. ‘’Ağlama, sakın canını sıkma.’’ Öyle bir minnet duygusu oluşmuştu ki içimde ona karşı. İnsanlar onu nasıl üzmeye kıyardı diye düşünmekten kendimi alamıyordum… Sanki...

Rachel'ın Değiştirdikleri

Resim
Onun hikayesi bana dokunduğu andan itibaren, benimle. Yazdıkları, çizdikleri, yüreğimde bir iz oldu. Rachel Joy Scott Rachel güleryüzlü, yardımsever, iyi bir dost, iyi bir evlattı. Geleceğe dair çok güzel umutları vardı. En büyük dileği: Milyonların kalbine dokunmaktı. Sevgili Rachel bunu başardığından emin ol! Bu eller Rachel Joy Scott'a ait ve bir gün milyonların kalbine dokunacak. Rachel'ın hem yazmaya, hem de tiyatroya yeteneği vardı. Günlük tutardı ve okuduğu lisenin yani Columbine High School'un tiyatro oyunlarında rol alırdı. Anlayacağınız onun hayatı ışıl ışıl gidiyordu, ta ki o güne kadar... 20 Nisan 1999 Sıradan denilebilecek bir gündü. Sıradan bir okul günü. Rachel hazırlandı, kardeşi ile okula gitti, derslere girdi. Ama içinde anlamlandıramadığı bir his vardı. Adını koyamadığı bir his. Saatler geçiyordu. Rachel öğle arasından önceki son dersin bitiminde beni çok etkileyen o çizimi yaptı. (Çizimin hikayesine daha sonra değineceğim.) ...

Kağıttan Turna Kuşunun Etkileyici Öyküsü

Geçenlerde ablamla kağıt katlamaya merak saldık. Kağıttan gemiler, gömlekler yaptık. Araştırmaya devam ederken aklımıza kağıttan turna kuşu geldi. Hikayesi bizi o kadar etkiledi ki, sizlerle de paylaşmak istedim. Küçük Sadako'nun hikayesini anlatacağım sizlere.  Bilirsiniz  Hiroşima'ya  yapılan nükleer saldırıyı... Sadako ne yazık ki radyasyondan etkileniyor, yıllar sonra da kanser oluyor.  Japon geleneğine göre kim kağıttan 1000 turna kuşu yaparsa, dileği gerçek olurmuş. Küçük Sadako iyileşmek için başlıyor kağıttan turna kuşu yapmaya.  Sadako 644. turna kuşunu yaptıktan sonra hayata gözlerini yumuyor. Onu sevenler ise, Sadako'nun son dileğini gerçekleştirip, kağıttan turna kuşlarını 1000'e tamamlıyor.  O günden sonra kağıttan turna kuşu, umudun, iyiliğin ve barışın simgesi haline geliyor. Sevgili Nazım Hikmet'in Sadako için yazdığı şiir: KIZ ÇOCUĞU Kapıları çalan benim kapıları birer birer. Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler. Hiroşima'd...

Ayşe Teyze Anısına

''Ölüye mektup yazılır mı hiç?'' dedi. Oysa o benim için hala yaşıyordu. Ve hep yaşayacaktı. Bu yüzden hiç aldırış etmedim, yazmaya başladım ona bu mektubu. Sevgili Ayşe Teyze, Eminim ki bir daha asla senin gibi neşeli biriyle daha tanışamam. Sen eşsiz bir insansın. Bütün ömrüm, seni anmak ve özlemekle geçecek. Şimdi hayat sensiz çok boş. Mavişehir sensiz çok ıssız. Artık balkonda oturup, etrafındakilere gülücükler saçtığın o evin ışıkları yanmıyor. Vedalaştığımız günü hatırlıyorum. Bana ''kızım'' demiştin. Çok duygulanmıştım. Benim için basit bir kelime değildi çünkü bu. Biliyorum ki gittiğin yerde mutlusun, seni hep o güler yüzünle anacağım. Seni çok seviyorum. Sevgilerimle...

Kelebek

Resim
9.04.2017 “Benim karanlığımda, benimle otur. Karanlığımdan korkma. ‘’Ben olmak ne demek’’ merak ediyorsan eğer, yalnızlığıma gel…” Benim hikâyem başkasına dokunduğu an, iyileşmeye başlıyorum. Bu yüzden hep diyorum ya amacım ‘’Milyonların kalbine dokunmak!’’ diye. Benim yaşadıklarımı yaşayan küçük tırtıllar korkmasınlar… Bu karanlık gidecek, yaralar kabuk bağlayacak. Kozanızdan çıkıp, özgürce uçacaksınız! Sadece zamana ihtiyacınız var. Bir bilge geçenlerde sordu bana ‘’Neden hep kelebek çiziyorsun?’’ Başlattım anlatmaya: Tırtıl kozadan çıkmayı başarırsa, kelebek olur. Ama bu o kadar kolay bir iş değil. Tırtılın çabalaması, kozasından kendi çabalarıyla çıkması gerekir. Eğer dışardan biri yardım ederse, tırtıl gerekli güce ulaşamaz ve kozadan çıksa bile ne yazık ki uçamaz… Bu yüzden dedim bu kadar çok seviyorum kelebek çizmeyi. Çünkü kendimi kozasından kendi gücüyle çıkan bir kelebeğe benzetiyorum. ‘’Bir kelebek aslında ölmüş bir çiçektir. Kaybettiği hayata bakabilmek için, ye...

Karanlığın İçindeki Umut

                                                                                                 22.02.2017 Her şey insanda başlıyor. İyilik, kötülük, merhamet, vicdan kısaca her şey… Arkadaşların, ailenin, çevreninde etkisi var; ama aslında her şey insanın kendisinde başlayıp, son buluyor. İyi bir ailenin içinde yetişen her insanın iyi kalpli, ilgisiz bir ailenin içinde yetişen her insanın kötü kalpli olmasını beklemiyorum ben. Her şeyden önce insanda vicdanı bekliyorum. Kendinden farklı olanı dışlamak yerine, onu olduğu gibi kabul etmesini bekliyorum. Karşısındakini kötülükle suçlayan, bununla ilgili imalarda bulunan insan, dönüp aynaya bakabiliyor mu? ‘’Karşıma keşke benim gibi insanlar çıksa.’’ diyebiliyor mu? Ben en büyük örne...