Kelebek

9.04.2017

“Benim karanlığımda, benimle otur. Karanlığımdan korkma. ‘’Ben olmak ne demek’’ merak ediyorsan eğer, yalnızlığıma gel…”

Benim hikâyem başkasına dokunduğu an, iyileşmeye başlıyorum. Bu yüzden hep diyorum ya amacım ‘’Milyonların kalbine dokunmak!’’ diye. Benim yaşadıklarımı yaşayan küçük tırtıllar korkmasınlar… Bu karanlık gidecek, yaralar kabuk bağlayacak. Kozanızdan çıkıp, özgürce uçacaksınız! Sadece zamana ihtiyacınız var.

Bir bilge geçenlerde sordu bana ‘’Neden hep kelebek çiziyorsun?’’ Başlattım anlatmaya: Tırtıl kozadan çıkmayı başarırsa, kelebek olur. Ama bu o kadar kolay bir iş değil. Tırtılın çabalaması, kozasından kendi çabalarıyla çıkması gerekir. Eğer dışardan biri yardım ederse, tırtıl gerekli güce ulaşamaz ve kozadan çıksa bile ne yazık ki uçamaz… Bu yüzden dedim bu kadar çok seviyorum kelebek çizmeyi. Çünkü kendimi kozasından kendi gücüyle çıkan bir kelebeğe benzetiyorum.


‘’Bir kelebek aslında ölmüş bir çiçektir. Kaybettiği hayata bakabilmek için, yerin aksine doğru uçarak yükselir.’’

Yazımın ilham kaynağı Suzi Amado'ya sonsuz teşekkürler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çalınmış Bir Hayat: Genie Wiley

Ayşe Teyze Anısına

HARİKULADE