HARİKULADE
(03.04.2017)
Ağlıyordum, için için… Dertler başıma üşüşmüştü.
Solgundum… Nasıl çıkacaktım bu işin içinden, nasıl kurtulacaktım?
Karanlıktı. Eski küçük bir masanın üzerine
oturmuş bir el arıyordum. Beni bu çukurdan kurtarsın diye. Hatta sevdiğim
insanları hayal ediyordum. ‘’Gelecekler Dilayda, biri olmazsa diğeri.’’ Ama
gelmiyorlardı işte. Onlara en çok ihtiyacım olduğu zamandı ama kimse yoktu.
Sonra birden karanlık aydınlandı. ‘’Dilayda niye ağlıyorsun?’’ dedi. Başıma
gelenleri bir çırpıda anlattım. Sevgi dolu yüreğiyle saçımı okşadı. Birden
yüreğimin saf sevgiyle dolduğunu hissettim. Hala gözümden
yaşlar akıyordu, başım önüme eğikti. Merhamet dolu, kadife sesiyle benimle
konuşmaya çalışıyordu ama ben ağlamakla meşguldüm. Kafamı o çukurdan
kaldırmıştım ki ‘’Çaresi olmayan şeyler için ağlanır.’’ dedi. ‘’Ağlama, sakın
canını sıkma.’’ Öyle bir minnet duygusu oluşmuştu ki içimde ona karşı. İnsanlar
onu nasıl üzmeye kıyardı diye düşünmekten kendimi alamıyordum…
Sanki uzun zamandır aradığım, özlemini
duyduğum o eski zamanlara geri dönmüş gibiydim. Onun sevgisi beni çocukluğuma
götürmüştü. Mahallede özgürce koşup, oyunlar oynadığım, Mustafa Amca’nın benim
için aldığı çikolataları sevinçle yediğim zamanlar gibiydi. Bahçemizde bisiklet
sürdüğüm, salıncakta bıkmadan usanmadan saatlerce sallandığım, annemin
terlemişim diye sırtıma havlu koyduğu zamanlara bir an olsun geri
dönebilmiştim.
Şimdi düşünüyorum da harikulade insan! Ben
senin hakkını nasıl öderim?
(Yazıma konu olan, hakkı ödenemeyecek harikulade insan: Saadet Hocam’dır!
İyi ki var!)
Teşekkürler Saadet Hoca'ya :)
YanıtlaSilÇok teşekkürler hem de💐
Sil