Ya Seni Tanımasaydım?

11. Sınıfın ilk günleri bir sebepten ötürü okula gidememiştim. Neleri kaçırdığımı düşünürken kulağıma tuttuğum telefondan bir ses yankılandı:
+Dilayda dün bir hocayla tanıştık hiç sorma...
İlgimi çekmişti: -Hangi dersin hocası, adı ne?
+ Adını hatırlamıyorum ama Felsefe dersi hocası. Uyuklamaya hiç gelemezmiş, hatta elimizi çenemize götürmemize bile kızarmış. Nasıl geçecek bir yıl bilmiyorum valla.

Bir süre daha konuştuktan sonra telefonu kapattım ve düşünmeye başladım. Arkadaşımın anlattığına göre agresif bir hocaydı. Hemen kafamda bir görüntü canlandırmaya başlamıştım. Kahverengi gözlü, uzun siyah saçlı, kaşları çatık, yüzü somurtkan bir hoca görüntüsüydü bu... Biraz sonra bu düşüncemi buruşturup zihnimdeki çöp kutusuna atmıştım. ''Bir de ben göreyim bu kadar korkulan Felsefe hocasını'' dedim.

Haftaya perşembeye kadar beklemem lazımdı şimdi, acaba gerçekten dedikleri gibi bir hoca mıydı? Merakım beni heyecanlandırıyordu. Neyse ki günler hızlıca geçiyordu. Bir bakmıştım perşembe günü son iki derse gelmiştik. Zil çalmıştı, ben hocayı buz gibi olan ellerimle beklerken gıcırtısıyla beni delirten külüstür kapı aralanmıştı. Sınıfın içine açık kahverengi saçlı, yeşil gözlü, güler yüzlü, kolunda şişmiş mavi bir çanta, ellerinde de dosyalar olan bir kadın girmişti. Sınıftakilerin ayağa kalkmasıyla anlamıştım o Felsefe Hocamızdı!

Hiçte söyledikleri gibi değildi. Bir kere ders çok güzeldi, hoca da çok güzel anlatıyordu. 80 dakika bana 8 dakika gibi gelmişti. Haftanın hediyesi gibiydi Felsefe dersi. Günler, haftalar, aylar geçiyordu. O anlattıkça ben can kulağıyla dinliyor, topraktan çömlek yapar gibi anlattıkları beni şekillendiriyordu. Bir gün dersimiz bittikten sonra bütün cesaretimi toplayıp öğretmenler odasına girdim. Genie Wiley hakkında konuşmuştuk. Onunla konuşabilmek için derse hazırlıklı geliyor, yeni bilgiler edinmeye çabalıyordum. Pazartesi günleri nöbetçi olurdu gider konuşurdum, perşembe günü 14.30 da okula gelirdi yolunu beklerdim. Zamanla O'da beni tanımıştı.. Çünkü ona kendimi, düşüncülerimi, duygularımı açmıştım. Şimdi bir bilseniz onun derslerini ne kadar da çok özlüyorum... Siz, siz olun başkaları için çabalayan insanların kıymetini bilin, onları sevin.

Biricik Esra Hocam şimdi yeni okulunda, yeni öğrencilerinin kalbine dokunup onların düşüncelerini şekillendirmeye devam ediyor. Sevgili Esra Hocam, sizi tanıdığım için, sizin öğrenciniz olduğum için gurur duyuyorum. İyi ki doğdunuz! İyi ki varsınız! Yeni yaşınız size, aileniz ve sevdiklerinizle birlikte bir sürü güzel anının kapısını aralasın. Var olun! Sizi çok seven öğrencinizden...


Yorumlar

  1. Her yeni yazın daha bir içten umarım asla bu samimi ve güler yüzlülüğünü kaybetmezsin ������

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çalınmış Bir Hayat: Genie Wiley

Ayşe Teyze Anısına

HARİKULADE