( 03.04.2017) Ağlıyordum, için için… Dertler başıma üşüşmüştü. Solgundum… Nasıl çıkacaktım bu işin içinden, nasıl kurtulacaktım? Karanlıktı. Eski küçük bir masanın üzerine oturmuş bir el arıyordum. Beni bu çukurdan kurtarsın diye. Hatta sevdiğim insanları hayal ediyordum. ‘’Gelecekler Dilayda, biri olmazsa diğeri.’’ Ama gelmiyorlardı işte. Onlara en çok ihtiyacım olduğu zamandı ama kimse yoktu. Sonra birden karanlık aydınlandı. ‘’Dilayda niye ağlıyorsun?’’ dedi. Başıma gelenleri bir çırpıda anlattım. Sevgi dolu yüreğiyle saçımı okşadı. Birden yüreğimin saf sevgiyle dolduğunu hissettim. Hala gözümden yaşlar akıyordu, başım önüme eğikti. Merhamet dolu, kadife sesiyle benimle konuşmaya çalışıyordu ama ben ağlamakla meşguldüm. Kafamı o çukurdan kaldırmıştım ki ‘’Çaresi olmayan şeyler için ağlanır.’’ dedi. ‘’Ağlama, sakın canını sıkma.’’ Öyle bir minnet duygusu oluşmuştu ki içimde ona karşı. İnsanlar onu nasıl üzmeye kıyardı diye düşünmekten kendimi alamıyordum… Sanki...
Yorumlar
Yorum Gönder